|
Bir yolcu gemisi,suları yara
yara güzel bir havada denizde yol alıyordu.Hava aydınlık güneş parlaktı.Hafif
esen rüzgar ılık ılık akıyordu güvertedeki güzel yüzlü uzun saçlı kızın
yüzünden.Bir ara kalktı kız oturduğu yerden geminin üstünde sabah erken olduğu
için yalnızdı.Temiz okyanus havasını ciğerlerine çekmek istemişti..Hava ve
yolculuk mükemmeldi ve çok huzurluydu.Kız dalgın dalgın denizi
seyrediyordu.Düşünüyordu,kendini yalnız hissediyordu.Güvendiği insanlar bu
dünyadan ayrılmışlardı.Tanıdığı tanıştığı insanların iki yüzlülüklerin gördükçe
insanlardan korkar,kaçar olmuştu yalnız olduğunda güvende hissediyordu
kendini.Aşkı gerçek bir aşkı bilip bilmediğini bile bilmiyordu.Sevgiye sevmeye
ve sevmeye, hele hele güvenle sevmeye ne kadar ihtiyacı olduğunu düşündü.Dünya
ey dünya varmı üzerinde insan gerçek bir insan.ben özledim varsa gönder lütfen
diye düşündü bir an genç kız
Kenarda korkuluklara
dayanmıştı genç kız, o sırada bir bulut kümesi göründü gemi yavaş yavaş o sise
doğru yol alıyordu.Dalmıştı genç kız.
Gemi yavaş yavaş giriyordu o
sis kümesine,kız o sırada geminin gerisine doğru yürümeye başladı.Birden bir
şimşek çaktı sanki. Kızın başı döndü ve yere düştü. Sisin rengi grileşmişti,
korkan gözlerle bakıyordu kız.Bir gariplik vardı. Sanki ,geminin seside
kısılmıştı hiç ses yoktu denizin sesi bile yoktu.
Az sonra sis dağılmaya
başladı,grilik beyazlığa döndü ve beyazlık da açılmaya başladı;Kızın gözleri
büyüdü şaşkın şaşkın ne olduğunu anlamaya çalıştı önce..yerdeydi ama geminin
güvertesindeki yerde değildi.Bir kumsaldaydı .Altın gibi parlayan bir
kumsal.Romanlardaki ıssız adaya benzeyen palmiyeler muz ağaçları ile dolu bir
kumsaldaydı.Ne olduğunu anlamaya çalıştı önce neler oluyordu.bir anlam
veremiyordu.Ne olmuştu da gemiden buraya gelmişti bir anda.Işınlanmıştı
sanki?Ama içinde neden bir korku yoktu.Şaşkınlık evet ama bir korku yoktu.Acaba
öldüm mü diye düşündü kız.Ama yok yaşadığını hissediyordu.Ne olduysa o bulutta
oldu dedi genç kız ve kıyıdan içeriye doğru yürümeye başladı.
Az içerde bir küçük pınar
vardı çok güzel bir görüntüydü.eğildi ve içti.Suyu içince birden bir gariplik
hissetti.Sanki bir abı hayat çeşmesi idi saçları daha parlamış yüzü daha bir
gerilmiş gücü daha bir artmıştı sanki.İçerilere doğru yürümeye bir yaşam aramaya
çalıştı genç kız
*******
O sırada gemide bir gelişme
daha oluyordu.Nöbeti devralmaya giden kaptan yardımcısı,gemi buluta girerken
genç kızın düştüğünü görmüş ve hızla ona doğru yardım etmek için koşmaya
başlamıştı.Ama sis hızla artmış ve o koşu sırasında nemden oda kaymış ve hızla
genç kızın yönüne doğru kaymıştı.Bir anlık düşme ve aynı şeyler onunda başına
gelmişti.Oda bir tepedeydi,tepe kıraçtı.ama her yere hakim bir yerdeydi ,kenara
doğru yürüdü ve denizi gördü.Şaşkın şaşkın neler olduğunu anlamaya çalıştı önce
,sonra diğer uca gitti.Bir adada idi burası. Geniş bir ada ,yeşil bir ada.
Tepeden aşağı doğru yürümeye
başladı.Adayı araştırmak zorundaydı.Yiyecek ve su ararken hala neler olduğunu
çözmeye çalışıyordu.Az sonra sık ağaçların arasına girdi ve meyve
ağaçlarından meyve toplayıp karnını doyurdu.Yiyecek sorunu yok diye düşündü adam
ama su bulmalıydı. Yürümeye devam etti.Az sonra genç kızın bulduğu kaynağı
gördü.Sevinçle koştu sudan içti.Çok güzel bir suydu bu, birden vücudunda bir
gerilme bir kuvvet hissetti.Suda çok güzel mineraller var herhalde diye
düşündü,eğildi tekrar içti.Birden suda bir yüz gördü.Kocaman gözlerle kendisine
bakıyordu.Bu bir kadındı.Adam sudan başını kaldıramıyordu.Çünkü suda görülen
akis sanki bir hayaldi,sanki ölmüştü de cennetteki bir huridi bu. Yavaş yavaş
kaldırdı kafasını baktı evet evet bu bir kadındı harikulade bir güzellikte
gencecik bir kızdı bu. Şaşkın şaşkın bakıyordu kız ona.Ama oda o kadar şaşkındı
ki.Kızın şaşkınlığı birinin daha bu adada olması değildi.Ne kadar güzel biri
diye bakıyordu.Sanki bu adada olması garip degildide o adamın güzelliği
garipti.Her ikiside birbirlerine büyülenmiş gibi bakıyorlardı.sanki donmuştu
zaman ne düşünebiliyorlardı ne de bakışmayı kesebiliyorlardı
-Merhaba dedi adam önce. sen
sen kimsin
-Merhaba dedi titreyen bir
ses tonu ile kız ben hiçbir şey bilmiyorum gemideydim şimdi buradayım.
-Adam hatırlamıştı bu o
gemide düşerken gördüğü kızdı.Ne kadarda güzelmiş diye düşündü adam.
-Kız sanki anlamıştı onun
düşüncelerini yanakları pembe pembe olmuştu kızın .Bu onun güzelliğine güzellik
katmıştı sanki.
-Adam hala bakıyordu ve ne
olduysa o buluta girdiğimizde oldu dedi.Bir tür boyut atlaması yaşamış olmalıyız
ve bende nerde olduğumuzu bilmiyorum,ama gece için bir barınak bulmalıyız dedi
kıza.
-Kız başını salladı,biraz
topladı kendini ve indi kayanın üstünden , adamın yanına geldi.Gülümsedi.Ama yok
sanki gülümsemedi bir güneşi doğurdu.
,Adam şaşkındı hala.Silkindi
önce ve hadi dedi takip et beni bir yer bulalım.
*************************************************
1saatlik yürüyüşten sonra bir
mağara gördüler,bir tente gibi uzanmış bir kaya çıkıntısı idi bu.Adam hemen
palmiye yapraklarını topladı.onlarla bir tür örtü yaptı kapattı mağarayı
.Mağaranın içi temiz bir kumluktu ve zemin yumuşaktı.Biraz daha muz topladı adam
ve kızada ikram etti.İkiside şaşkındı hala ama garip bir huzur vardı içlerinde
ve böyle bir durumda olmalarına rağmen her ikiside bu huzura bir
mana veremiyordu.Az sonra karanlık basmaya başladı.Ufuktan ay görünmeye
başlamıştı. Harika bir güzellikteydi ,hem de dolunaydı, etrafı aydınlatıyordu
ayın ışığı.Her ikisinde birbirlerinin kim olduğunu sormuş birbirlerini
tanımışlardı ve her ikiside sanki hala o buluttaydılar .Neydi bu ,bir anlam
veremedikleri bu huzur neydi, hala anlayamıyorlardı.
Ayın sakin deniz üzerindeki
sarı görüntüsü her ikisinin güzelliğini sanki bir kat daha artırıyordu.Adam
gözlerini bu güzellikten alamıyordu.Kızda aynı durumdaydı.
-Korkma dedi adam
kıza,yanımda güvendesin,önce ben karşılarım her tehlikeyi dedi kızın korku
hissetmesini istemiyordu yüreği..
-Korkmuyorum ki dedi
kız..gerçektende zerre korku yoktu yüreğinde sanki cennete alınmış gibi
hissediyordu.Gemide o düşündüğü sorunları korkuları endişeleri yalnızlığı sanki
yok olmuş bir cevap gelmişti ,hemde hiç beklemediği bir anda ve zamanda....
Ceketini çıkardı adam ve
kızın omuzlarına koydu .hadi dedi sen şöyle uzan ben nöbet tutarım rahat ol sen
dedi adam
Gülümsedi genç kız ve
içindeki o huzurla kenara kıvrıldı gülümseyerek uykuya daldı.
Adam gözlerini kızın
harikulade güzelliğinden alamıyordu sanki.Kız uyurken onu seyretti.İçindeki
hisler o kadar saf o kadar temizdi ki.Hayranlık belki daha doğru bir kelime
olacaktı.Ayın o güzel hali ile kenara dayandı adam.Buldukları mağara az yüksekte
ve güvenlikli bir yerdeydi.Birazda bunun rahatlığı ile uykuya daldı adamda.
**************************
-kreeek kreeek kreeeek
Gözlerini bu sesle açtı her
ikiside.Önlerinde bir şempanze akşam topladıkları muzları yiyordu.Şempanzede
onlara şaşkın şaşkın bakıyordu ne biçim bir tür olduklarını düşünüyordu
belkide.Kız güldü sevinçle ,manzara çok hoştu.Adamda gülüyordu.
-Demekki adada yalnız değiliz
dedi adam gülerek.Her ikiside bu dosttan hoşlanmışlardı .Dostta onlardan bir
zarar gelmeyeceğini hissetmiş olmalı ki muzun birini onlara doğru atmıştı.
-Adıda dost olsun ne dersin
dedi kıza adam,kafasını salladı genç kız evet dedi çok uygun bir isim gülerek ve
şempanzeye doğru geldi başını okşadı
şempanze bu tavırdan hiç
rahatsız olmamış bilakis zevk almıştı sanki.ağzını sonuna kadar açıp esnedi.
-Hadi dedi adam kahvaltımızı
yapalım bizde, muzlardan yiyelim ve etrafı daha da araştırıp düzeltelim.Hatta ok
filan yapıp balık bile avlayabiliriz
-Tamam dedi kız.Birlikte
adayı dolaşmaya diğer tarafına yürümeye başladılar,şempanzede onları merakla
takip ediyordu.
BÖLÜM 2
SÜRPRİZ
İlerledikçe adanın harikulade
yapısına hayran hayran bakıyorlardı.Belliki adaya hiç insan eli değmemişti en
azından yıllardır.Her yer bakir ve parlaktı .Az sonra maviye benzer yaprakları
olan bir ağaç kümesi gördüler.beyaz renkte meyveleri vardı,elma
büyüklüğündeydiler ve dalları meyvelerin ağırlığından aşağılara doğru
sarkıyordu.Şempanze onlardan önce ağaç'a tırmanmış ve meyvelerden yemeğe
başlamıştı.
-Zehirli filan değil belli
dedi adam.bir tane kopardı ısırdı....hııım tadı mayhoş ve çok güzel dedi ve
yedi.Emin olunca da diğer meyveyi kıza uzattı
-Evet mükemmel bir tat
,benzerini hiç yemedim dedi kız ,adama gülümseyerek.Meyveden çok, önce adamın
tadıp emin olduktan sonra ona uzatması hoşuna gitmişti kızın.
Her ikiside meyveyi yiyince
tıpkı kaynak suyunu içtikleri zamanki hali hissettiler kendilerinde.Bu
adadaki her şey çok güzel çok faydalıydı . Yürümeye devam etti üçlü
grup.Maymunun onlarla gelmesi onlarında hoşuna gidiyordu.Sanki rehberlik
ediyordu şempanze onlara.
Biraz daha ilerlediler ve
önlerine küçük bir çay çıktı ,geldiği yöne doğru gidiyordu şempanze ,arada bir
arkasına bakarak.Sanki onlarında geldiklerinden emin olmak ister gibiydi.Kafası
ile işaret etti adam kıza,devam edelim diye.Biraz ilerlediklerinde ise korku ile
durdular.Tam karşılarında su içen büyük bir kaplan vardı.Adam hemen kızın önüne
geçti ve yavaş yavaş ,geri geri çıkalım dedi.Ama kaplanda kafasını çevirmiş
ve onları görmüştü.Ama bir gariplik vardı.Şempanze onların önündeydi ve durmamış
kaplana doğru yürümeye devam etmişti.Adam durdu ama kolu ile kızı gerisinde
tutmaya devam ediyordu.Şempanze kaplana doğru yürürken kaplanda sanki onu
tanımış gibi sakin sakin bekliyordu.
-Merhaba nasılsın bak,bunlar
yeni dostlarımız dedi şempanze.
İkiside donmuş,gözleri fal
taşı gibi açılmış ve neler olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.Şempanzede onların
bu şaşkınlığına gülüyordu ağzını geniş gene açarak kreek kreeek. sonra
onlara doğru yöneldi ve
-Korkmayın dedi bizden size
bir zarar gelmez.Az önce konuşmadım çünkü sizi tanımaya çalışıyordum.Anladımki
sizdende bize zarar gelmez dedi gülümseyerek.
-Peki , ya o kaplan dedi
işaret ederek adam .
-omu onun adı kaplanmı biz
ona obur deriz.o kadar çok meyve yerki dedi gülerek şempanze.
-Meyvemi diye sordu adam .ama
kaplanlar meyve değil et yer.
-Tiksinir bir pozla cevap
verdi şempanze nee et'mi ne biçim şey bu hiç et yenir mi.Aynı tepkiyi yüzünü
buruşturan kaplanda yani obur'da vermişti.
-Çok değişik ve bilinmeyen
bir yerde olmalıyız dedi adam kıza dönerek.Burada çok değişik bir yaşam oluşmuş
olmalı.Herhalde bu garip kaza ile biz bir keşifte bulunuyoruz ama hala bunların
konuşmasını anlamış değilim dedi.
-Gelin benle dedi obur sizi
çok güzel bir yere götüreceğim.
Biraz çekinerekte olsa
yürümeye başladı ikiside,şempanze dost da onlarlaydı.İlerledikçe doğal ortamda
bir farklılık göze çarpıyordu yapraklar daha büyük ve yumuşaktı.Bazı değişik
meyveler görünüyordu.ve her yer çimdi.Hafif bir yokuşa dönüşmüştü yol.Yukarı
doğru gidiyorlardı.Biraz daha ilerlediklerinde ufak bir vadi gibi giden yola
girmişlerdi.İlerledikçe ilerden su sesi gittikçe kuvvetlenerek geliyordu.
Az sonra önlerine küçük bir
göl çıktı.yukarıdan ufak bir çağlayan bu gölü besliyordu.Kenarında kaplanın
ailesi ve diğer şempanzeler vardı.Onlarda bu grubu görmüş ve merakla onlara
doğru yönelmişlerdi.
-merak etmeyin dedi obur
bunlar dost ,zararsız ve güzel yaratıklar.Kulağına eğilerek de yalnız neden et
yediğimi sandı anlamadım,dedi eşine kaplan
-Hoş geldiniz dedi dişi
kaplan ve yanındaki genç kaplanlar.Yanlarında şempanzelerde vardı.
Neye şaşıracaklarını
şaşırmışlardı ikiside ne tepki vereceklerini ,ne konuşacaklarını
bilemiyorlardı.Birbirlerinin güzelliği ,çevrelerindekilerin güzelliği ve yaşamın
güzelliği,ikisine de ne yapacaklarını şaşırtmış öylesine akıyorlardı.
Ağaçlara doğru yürüdü
grup,ağaçların altında çeşit çeşit meyve toplanmıştı.Davet etti şempanze onları;
-Buyrun tatları çok
güzeldir.Evet değişik rengarenk bir meyve topluluğu idi bu.Hayatlarında
görmedikleri bir çeşitlilikle önlerinde duruyordu.Hep birlikte yemeğe başladılar
-Adam burası nasıl bir yer
diye sordu kaplana.Nerede barınabiliriz,hava sıcaklığı değişir mi kuvvetli
kasırgalar varmı diye devam etti
Kaplan ve şempanze
birbirlerine baktı. Bunlar nedir diye sordu şempanze.
Kuvvetle esen rüzgardır dedi
şaşırarak adam.
Burda öyle birşey hiç olmazki
dedi kaplan biraz şaşkın bir yüzle.
Artık neye şaşıracağını neye
cevap vereceğini şaşırmıştı adam.Pes dedi ,tüm mantığım artık iflas etti .Kızda
ondan farklı değildi.neler oluyorsa oluyor dedi ama herşey öyle bir harika ki..
-Evet öyle.
****************************************
Aradan günler
geçmişti.Kendilerine sazlardan bir barınak yapmışlardı.Su ve yiyecek sorunları
yoktu.Bazen balık tutuyordu adam ve birbirine sürttüğünde kolayca ateş alan bir
ağaçla ateş de yakabiliyordu.Rızk sorunları yoktu.Hava güzeldi deniz mükemmeldi
ve yanındaki güzel kızla olmaktan öyle mutluydu ki adam.Güzelliğine hayrandı
aynı zamandada huyuna, gülümsemesine ve olaylara bakış açısına ..Kızda ondan çok
etkilenmişti.Güçlü ve becerikli bir erkekti,onun yanında daha güvende
hissediyordu kendini ve güzel bir kıpırtı vardı yüreğinde .Utanıyordu ama bir
şey akıyordu,onu sürüklüyordu sanki.Herşey öyle güzeldi ki ,bir rüya ise bu hiç
uyanmak istemiyordu kız.
Şempanze onlara adayı
gezdiriyordu.Ada mükemmel bir cennetti onlar için.Her yerde çok değişik meyveler
ve otlar vardı.Yine bu keşif gezilerinden birinde adanın en yüksek yerine
çıkmışlardı.Yol biraz dar ve yan taraf derinceydi.Genç kız temkinle yürürken
adam onu kolluyor düşer diye endişeleniyordu.Biraz ilerlediklerinde yol
dahada daraldı.Şempanze alışkın olduğunu belli ediyordu.Rahat ilerliyordu.Adam
kızın elini tuttu. Bir müddet böyle gidelim dedi.Kız hiç itiraz etmeden tutmuştu
adamın güvenli elini.Sanki ateş gibiydi eli.Herhalde yürümekten sıcaktı.Ama bu
çok farklı bir sıcaklı gibi geldi kıza.Terleme yoktu adamın elinde,Sıcacık bir
eldi.Bir adlandırma yapamadığını fark etti kız.Bir müddet sonra zirvedeydiler.
Zirve düzdü,yeşildi.Bir takim ağaçlar zirveye gölge vermişti.Denizin uçsuz
bucaksız mavisi müthiş bir tablosal manzara yapıyordu sanki.360 derece uçsuz
bucaksız bir düz çarşaf gibi bir mavilik.Şempanze ağacın tepesinde,ikiside
büyülenmiş gibi bu harikulade manzarayı seyrediyorlardı. Ellerini
bırakmamışlardı.Sanki hep yaptıkları bir şeydi.Farkında bile değillerdi,her şey
o kadar doğal ve güzeldiki Göz göze geldiler bir an.Kızın yüzünde çok mutlu bir
gülümseme vardı.Ferahlık ve güven içinde yüzüyordu kız.Adamda gülümsedi
Gözlerindeki pırıltı güneşin pırıltısında bile fark ediliyordu.Bir anda
manzaraya olan hayranlıkları ,hayran bakışları birbirlerine dönmüştü bir
anda.Ellerini bırakmadıklarını fark etti ikisi de bir anda.Adam saldı ,sımsıkı
tuttuğu narin küçük eli.Ama kız tuttuğu eli bırakmamıştı.Adamın elinde bir güç
kalmamıştı.Ama kız sanki bırakmamasını ister gibi elini bırakmadı adamın.Tekrar
sıktı elini adam.Adamın yüzündeki gülümseme o kadar farklı ve safdı ki.Kız
kalbinin hızla çarptığını fark etti,utandı bir anda ama eli genede bırakmak
istemiyordu,bırakmadı.Başını gene masmavi ufuğa çevirdi.
O gece küçük mağaralarında
yaktıkları ateş karşısında meyvelerini yiyor daha önceki yaşamları hakkında
sohbet ediyorlardı. Kız Amerika'da okuyordu.Ailesi Türkiye'deydi.Gemi
yolculuğunu da değişiklik olsun diye tatil programı arasında hesap etmişti.
Başarılı bir Türk kızıydı.Adam ise Uluslararası kaptandı.Bu gemide 2.kaptan
olarak yeni görev almıştı.Denizi seviyordu.Ama tek başına olmanın uzun
seyahatlerinin bazen gerçekten çok uzun geldiğini anlattı kıza.İzmir'de
yaşıyordu.Görev dışında evinde de yalnız yaşayan biriydi.Evlilik konusunda
denemeler yaptığını ama mutluluğu bulamadığını anlattı kıza.Aşkın sevginin
önemini, uyumun,huyların gerekliliği hakkında uzun uzun konuştular.Her şey ne
kadar uyumluydu,sanki beyinleri, arzuları, beklentileri aynı idi.Gece ilerlemiş
ateş sönmeye yüz tutmuştu.Adam birkaç kalın dal daha attı ateşe.Kız mağaranın
köşesinde otların üstüne uzandı Adamda diğer köşeye.Ateşin kırmızı rengi
mağarada çok hoş bir dalgalanma yapıyordu.Gözleri yattıkları yerden birbirine
baktı
-iyi geceler diledi adam
-Sanada dedi kız.Sizede
demiyordu artık.Adam gülümsedi,gözlerini çevirdi kızdan,rahatsız olmasını
istemiyordu.Az sonra ikiside bu huzur dolu mağarada uykuya dalmışlardı.
Ertesi sabah,şempanze dostun
meyve ve köklerden hazırladığı kahvaltıyı neşe içinde yaptıktan sonra.Deniz
kıyısına indiler.Denizin mükemmel mavisi,çarşaf gibi dalgasız hali onlarda
denize girme arzusu uyandırmıştı.
-Hadi dedi adam gülümseyerek
bu güzel deniz keyfini kaçırmayalım.
-Evet dedi genç kız
girelim.Adam üstünü çıkardı ve pantolonu ile denize girdi.
-Hem dedi elbiselerimiz
yıkanmış olur dedi gülerek adam.Kızdada pantolon vardı.Üzerindeki kazağı
çıkardı.Ama atletini çıkarmaya utandı.
Denizin güzel maviliğinde
yüzüyorlar,şakalaşıyorlardı.İkiside iyi yüzücüydü.Daldılar denizin
dibine.harikulade balıklar yeşillikler içerisinde nazlı nazlı yüzüyorlardı.Hiç
görmedikleri bu iki canlıyı hiç de yadırgamış gibi durmuyorlardı.Denizin
ıslattığı ve vücuda yapışan elbisesi içinde, kızın güzelliği ve dişiliği adamın
kanını ateşliyordu.Tıpkı bir deniz kızıydı sanki.Az sonra gülerek eğlenerek
kıyıya çıktılar.
-Ben dedi adam bir mızrak
yapayım.Geceye balık partisine ne dersin
-oo mükemmeel diye bağırdı
kız ellerini çırparak ,banada yap ve her ikisi birden kıyının az içerisindeki
kargı yığınına doğru koştular.Az sonra iki kargı hazırlamışlardı, adam;
Hadi dedi kim daha fazla
balık yakalayacak bakalım dedi kıza göz kırparak ve hızla denize doğru koştu.
-Aaa ama bu haksızlık sen
önden koşuyorsun dedi kız, gülerek ve hızla adamın arkasından koştu.Ne kadar düz
atletik bir vücudu olduğunu düşündü kız.
Tekrar denizin dibindeydiler
ve gözlerine kestirdikleri balıkları avlamaya başladılar.Az sonra kıyıda
tuttukları balıkları neşe içinde sayıyorlardı.Adam 4 tane ,kız 3 tane vurmuştu.
-Ben kazandım dedi adam.
-Hayır dedi kız, ben
kazandım.seninkiler 4tane ama ufak benim 3 tane ama büyük nabeer.
-Hım dedi adam.Doğru
söylüyordu kız ve kızın tuttukları dahada güzel görünüyordu.Güldü ve
-Haklısın dedi sen
kazandın,ama bende kazandım.
-Nasıl oluyorki o öyle dedi
kız merakla ve göz kırparak,
-Çünkü dedi adam ben bir tane
daha tuttum ama kıyıda tuttum.Anlamamıştı kız şaşkın şaşkın soran gözlerle baktı
adama,
Adam iki eliyle kızın
omuzlarında tuttu sıkıca,
-Bak ben birde
deniz kızı tuttum dedi bağırarak,e sen bir deniz adamı tutamayacağına
göre,çünkü
deniz kızı diye
bir şey var ama deniz adamı diye bir şey yok dedi kahkahalar atarak.
-Yaa dedi kız seni kurnaaaz
diye bağırdı kahkahaya eşlik ederek,görürsün sen deniz kızını şimdi diye adamı
itti hızla.Ama adamın gücünden kurtulamamış ikiside kumlar içersinde kahkahalar
içerisinde yuvarlanıyorlardı.Kız nefes nefese sırtı yerde kalmıştı.Adam bu
yuvarlanmada kızın yanında kalmıştı.Kız bu sahneleri aşk filmlerinde
seyrettiğini hatırladı.Aynısını kendi yaşıyordu şu an. Adamda şaşırdı bu oluşan
duruma ve dayanamadı .Bu güzellik normal değildi.Her şey güzeldi ,ada güzeldi
,olanlar güzeldi ve kız öyle bir güzeldi ki.Dayanması olanaksızdı zaten ve
otomatik bir makine gibi kızı öptü ,utanarak bir buse şeklinde öptü.Sonra başını
çekti kızın dudaklarından ,göz göze geldiler tekrar ve bu seferki öpüş daha uzun
ve daha bulutlarda uçurucuydu.
Gecenin karanlığında kumsalda
yaktıkları ateş yüzlerini daha güzel yapıyordu.Gözleri daha güzel parlıyordu
ikisininde.Kız ateşin kenarından kalktı.Kendisine şefkatle bakan her
yiyeceği,önce kendi tadıp sonra kendisine uzatan.Her ağır işe atlayan bu adama
aşık olmuştu.Sanki onu hep tanıyordu.Sanki hep hayatındaydı.Sanki hep onunlaydı
,onundu.Ya burada yanlız o olsaydı.Ne kadar güzel olursa olsun yalnız olmaktan
korktu kız ve kalktığı yerden adamın yanına geldi.
-İyiki varsın dedi seni
tanımak için, böyle bir şey başıma gelmesine hiç üzülmüyorum dedi ve çömeldiği
yerden adamın yanına oturup, başını omzuna koydu.
-Başını tuttu kızın adam
,saçlarını okşadı ve iyiki sende varsın dedi iyiki sende benimlesin ve sanki
herşey seninle tam oluyor bu adada.
Gülümsüyordu kız adamın
sıcaklığı onu adeta uyuşturuyordu,sıkıca sarıldı güçlü koluna.Ateşin tatlı tatlı
gelen ısısı her ikisininde kızaran yüzlerini dahada bir güzel gösteriyordu.
Kızın yanına sevgi ile
sokulması adamı eritmişti adeta ,herşey bu kadar güzel nasıl olabilir diye
düşündü.Düşünecek hiç birşey yoktu tereddüt edeceği birşeyde.Bu birkaç gün
içindeki kızın ahlakı ve hali zaten onu aşık etmeye yetmişti ve sordu;
-Canım ..................
-Efendim................
-Benimle evlenirmisin
-........................
Duraksadı kız e peki dedi
nasıl olacak b, kim kıyacak nikahımızı diye sordu şaşkın şaşkın.
-Yani bu evet mi demek oluyor
dedi gülerek adam.Kız utanarak daha bir sıkı sarıldı adamın koluna ve evet evet
evet dedi bu bir rüya ise bu rüyanın her güzel şeyini yaşamak istiyorum dedi kız
gülümseyerek.
Eh dedi adam buradaki
hayvanlar konuşabiliyorlarsa ,nikahımıza şahitlikte yaparlar ,düğüne de gelirler
dedi gülerek. Sırtını ufak kaya parçasına dayamıştı adam.Kızı çevirdi göğsünde
bir bebek gibi kavradı.Başını dahada soktu kız,sanki adamın yüreğine girmek
istercesine ..gözlerini kapattı.
*********************************
Büyük bir kalabalık
toplanmıştı.Şempanzeler, kaplanlar ,yavruları geniş bir meydanda toplanmışlar
sevinç içinde oynuyorlar eğleniyorlardı.Ortada genç kız ile adam başlarında
çelenk ile duruyorlardı.Gelinin başında çiçeklerden ,damat'ın başında ise
yapraklardan bir çelenk vardı. İkisinin güzelliği, bu halleri ile adeta eski
roma heykellerini andırıyordu.Görülmeye değer bir görüntüydü bu.Herkes sevinç ve
huzur içerisindeydi.Adam elini kaldırdı ve herkesin susmasını işaret
etti.Manzara, gülümseyen yüzlerle çok tatlı bir görüntü veriyordu.
-Ben bu bayanı
hayatımın sonuna kadar iyi günde kötü günde eşim olarak kabul ediyorum ve
önünüzde tekrarlıyorum ki ,benimle evlenirmisin Aysu
-Evet demir,dedi Aysu
gülümseyerek.
-Herkes şahit mi diye sordu
demir.
-Kalabalık hepsi bir ağızdan
evet şahidiz ve kutluyoruz diye bağırdılar .Uğultular sevinç çığlıkları arasında
demir genç kızın alnından öptü ve sarıldılar birbirlerine.Artık , canımsın,
kanımsın ,hayatımsın ,eksik kalan diğer yarımsın yani eşimsin diye fısıldadı
kulağına demir. Evet diğer parçanım senin ve sende benim erkeğim, arkadaşım
,dostum, büyüğüm ve eşimsin dedi aynı fısıldama ile aysu.
Eğlence tüm hızıyla
sürüyordu.Kalabalık gelinle damadı şempanzeler tarafından yumuşak ve taze
otlarla doldurulmuş o küçük mağaraya doğru geçirdi. Basit sazdan kapıyı açtı
demir ve kokulu çiçeklerle, otlarla doldurulmuş şahane bir koku ile dolmuş
mağaralarına girdi her ikiside.
Kalabalık neşe içinde eğlence
yerlerine dönerlerken,Demir Aysu'nun başındaki çelenk'i çıkardı önce gözlerini
gözlerinden ayırmayarak.Sımsıkı sarıldı ,sanki et vücutları,erimiş enerji vücudu
haline dönüşmüştü.sanki yıllardır aradıkları eşi,canı bulmuşlardı.Sanki o
buluttaydılar hala ve sanki zaman durmuştu.İçmemişlerdi ama sarhoştular.Başları
dönüyordu adeta.Bu ne cinsellikle ne sevgiyle nede başka bir şeyle
açıklanabilirdi.Bu her ikisinde hissettiği şey Aşk'dı ...gerçek aşk.Bermuda
şeytan üçgeninde bir aşk
...................................................
BÖLÜM 3
Karanlık ve puslu bir ışık görüyordu
demir.Aysu ile uykuya daldıklarını hatırlıyordu en son.Birbirlerine sımsıkı
sarılmışlar,tenlerinin sıcaklığında uykuya dalmışlardı.Ama şimdi her şey
bulanıktı .Gözlerini açmaya çalışıyordu açamıyordu demir.Gürültüler telaşlı
konuşmalar duyuyordu.Kendini zorladı gözlerini açmaya gayret etti ama sanki çok
ağır bir yük vardı üzerinde vücudu uyuşmuş gibiydi tüm gücüyle tekrar denedi
-Doktor Demir kaptanın gözleri kımıldıyor
dedi kaptan.Geminin doktoru Aysu'nun başından ,demirin başına yöneldi,göz
kapaklarını kaldırdı ve ışık tuttu,evet dedi kendine geliyor.
-Çok şükür dedi kaptan,kızın durumu nasıl.
İkisinide güvertede baygın bulan
kamarotlar,onları revire taşımışlar ve hemen kaptanı çağırmışlardı.
Demirin önündeki sis perdesi açılmaya
başlamış siluetleri daha net görmeye başlamıştı.Kalkmaya çalıştı
-Sakin ol hemen kalkma dedi doktor,geçmiş
olsun dedi gülümseyerek
-Nerdeyim neresi burası aysu nerde diye
şaşkın ve yarı baygın halde sordu demir
-Sakin ol revirdesin yanda yatan kıza
doğru gittiğini görmüşler sonra sende düşmüşsün ve başını çarpmışsın ama önemli
birşey yok ,kızında yok, ama sen adını nerden biliyorsun tanıyormuydun
Demir neler olduğunu anlamaya
çalışıyordu.Adada yaşadığı şaşkınlığın dahada fazlasını şimdi yaşıyordu.
O sırada kızda gözlerini açmaya
başladı.Demir kalktı kızın başına geldi.Aysu Aysu,nasılsın kendine gel diye
hafifçe sarstı.
Kız gözlerini açtı ve demir nerdeyiz biz
diye sordu.
Kaptanla doktor birbirlerine
baktılar.Bunlar birbirlerini tanıyormuş demekki,bizim kaptanda ne hızlı imiş
diye göz kırptı birinci kaptan doktora.
-gemideyiz dedi demir.Demir olanları
kavramaya başlamıştı.Ama kızın kendisine, demir diye seslenmesi onu gene
şaşırtmıştı .Kız doğruldu,her tarafı uyuşmuştu sanki.Doktor onu tekrar muayene
etti ve sizi kamaranıza alalım biraz dinlenin, ben sizi arada kontrol etmeye
geleceğim dedi.
-Demir ne oldu adadan nasıl geldik buraya
neler oluyor hepsi bir rüyamıydı ne oldu bize diye soru yağmuruna tuttu
demiri.Demir daha da şaşırmıştı.Adayı ismini her şeyi biliyordu kız.Anlamaya
çalışıyordu, neredeyse beyni çatlayacaktı.
-Aysu sen adayı oradaki hayvanları
düğünümüzü hatırlıyormusun diye sordu şaşkın şaşkın.
-evet dedi Aysu ya sen?
-evet ama biz bayıldıysak ve rüya gördü
isek her ikimiz aynı rüyayı nasıl gördük nasıl yaşadıkki.Olamaz böyle bir şey.
-Sanırım travmanın bir etkisi bu, dedi
doktor.Biraz sakin olun ve dinlenin.
İkisininde gözlerinde ,şaşkınlık hakimken,
birazda sanki bazı şeyleri kaybetmiş olmanın hüznü vardı.
Demir Aysu'nun koluna girdi ve kamarasına
götürdü.Kapıyı açtı ve içeri girdiler.Burada artık yalnızdılar.Karşılıklı
oturdular ve adada olan her olayı birbirlerine anlattılar.Biri bir yere kadar
anlatıyor,sonra kalan yerden diğeri devam ediyordu.
-Biz dedi demir bunları yaşadık.Hiçbir
anlam ve mantıklı bir açıklama yapamasamda yaşadık.Ama ne olduysa nasıl olduysa
olsun ben seni hala çok seviyorum aşkım dedi demir.Aysu da ona sarılarak evet
dedi,benimde duygularımda değişen hiçbirşey yok.Adadaki aynı aşkım sevgim devam
ediyor.Rüyada yaşamış olsakda ne olur beni bırakma.
-Evet neler olursa olsun nasıl bir nikah
kıydıysakta kıydık benim hala karımsın Aysu'm dedi demir ve sımsıkı sardı
karısını.
-ve diye devam etti.Kaptanla konuşacağım
bu nikahı gemidede kıyacağız.Zaten kaptanlardada bu yetki var dedi gülümseyerek
demir,sen biraz uzan dinlen ben kaptanla konuşup geleyim dedi.
-hayır beni bırakma ya tekrar uyursam ya
bunlarda rüya ise ,seni kaybetmek istemiyorum dedi telaşla ve sevgiyle Aysu.
Doğrusu bu olanların şaşkınlığından
demirde bu endişeyi duyuyordu.Beyninde hiçbir mantık hücresi çalışmıyordu
sanki.Ne yaparsa içgüdüsel yapıyordu.
-Peki dedi gülerek ,kendini iyi
hissediyorsan beraber gidelim kaptan köşküne .
-Tabi iyiyim bak hatta dans bile
edebiliyorum dedi sıçrayarak ve gülerek dans etmeye başladı
-Sen hala aşıksın dedi demir ve ona
sevinçle eşlik etti.İkisini görmüş olsalardı başkaları,bu kazadan sonra herhalde
delirdiler diye düşünürlerdi.
Az sonra ikiside Kaptanın
yanındaydılar.Kaptana biz evlenmek istiyoruz kaptan dedi gülümseyerek biraz
mahçup ,demir.Kaptanda şaşırmıştı ama oda gülümsedi babacan bir tavırla ve;
-eh dedi ben sizin kadar hızlısını da
görmedim.Ama madem öyle geçin bakayım karşıma.O sırada teğmenin kulağınada bir
şeyler fısıldamış teğmende hemen kaptan köşkünden çıkmıştı.
-Bu kızı hastalıkta ve sağlıkta eşin
olarak kabul ediyormusun
-bu soruyada her ikisinde evet cevabını
hızlı hızlı verdiler.Öyle ya zaten evli değillermiydi.Zaten bu törenin en
ilgincini, daha öncede yapmamışlarmıydı.
Kaptan teğmene verdiği emirle onlar için
restoranda bir yemek hazırlatmıştı.Bu kadar hızlı bir nikaha bu kadar hızlı bir
yemek hazırlığı yakışırdı.Restorandaki herkes bu güzel ve sürprizli nikahtan haz
alıyordu.Herkesde garip bir huzur ve sakinlik vardı.
Yemekten sonra kamaralarına çekildi yeni
evliler.
*************
Birkaç saat sonra kapıları çaldı.Demir
yeni banyodan çıkmıştı.Kapıyı açtı,karşısında teğmen vardı
-Rahatsız ettiğim için çok özür
dilerim,ama Kaptan sizi kaptan köşküne çok acele çağırıyor kaptan dedi.
Demir aceleyle giyinip,Aysu'yu öptü ,ben
az sonra dönerim canım dedi.Malum görev.
Az sonra kaptan köşkündeydi Demir
kaptan.Birinci kaptan düşünceli bir yüzle;
-Kaptan dedi. yaklaşık 3saattir deniz
yüzeyinde gidiyoruz.Haritaya göre bazı kara parçalarını geçmiş olmamız
gerekiyordu.Hatta dahada ilginçi şuan yol hızımız ve güneşe göre yönümüze
bakarsak,şuan Amerika kıtasının 2-3kilometre içindeyiz,yani karada olmamız lazım
şuan,dedi garip bir yüz ifadesi ile.Demir kaptanda şaşırmıştı.Neydi bu olanlar
bir anlam veremiyordu.Demir O kendilerini kaybettikleri,yada daha doğrusu
buldukları o buluttan sonra başlarına gelenler ve şimdiki durum.Acaba bağlantı
neydi.
Hiç bir şey anlamıyorum dedi Demir.Ama
madem böyle bir durum oluştu benimde size bazı anlatacaklarım var.Eğer böyle bir
garip durum oluşmuş olmasaydı,bize deli diyeceğiniz için, hiç anlatmazdım dedi
ve tüm olanları oradakiler anlattı.
O anlattıkça hepsi garip bir şaşkınlıkla
anlattıklarını dinliyordu.Bu öyle bir hikaye idiki,,düzgün ve bazen akıcı giden
şekliyle uydurulacak bir şey değildi sanki. Demir ;işte Aysu'nun ve benim
güverteden önce hiç birbirimizi tanımadığımız halde revirden kalkıp,huzurunuzda
evlenme istememizin sebebi de buydu dedi.
Kaptan şaşkındı, şu anki durumu,Demir
kaptanın başına gelenlerden pek de farklı değildi.
-Ne yapmamız gerektiğini
kestiremiyorum.Hiç bir telsiz mesajımıza cevap yok.Yolcularda dahil kimsenin cep
telefonu çalışmıyor.En kuvvetli dürbünlerimiz dahi ufukta denizden başka bir şey
göstermiyor,sanki başka bir dünyadayız ve her yer deniz,dedi kaptan endişe
ile.En kötüsü ise ne rotamız nede ne yapacağımız hakkında en küçük bir fikrimiz
dahi yok.
-Rotamızdan sapmış olamazmıyız diye
sordu Demir kaptan.
-Hayır bilgisayarlar hariç el ile de 2
kere kontrol ettirdim.hiçbir sapma yok ,şuan Amerika'dayız ve 5 km daha içeri
girdik dedi başını önlerindeki ufuk çizgisine doğru çevirerek.
-Yolcular durumun farkında mı diye sordu
demir.
-Hayır ,cep telefonlarının da okyanusta
çekmeyeceğini düşündüklerinden,durumun farkında değiller.
Yapılacak hiç bir şey yoktu.Ancak
yakıtları da daha ne kadar daha gitmelerine müsaade edecekti ki.
Biraz sonra deniz yüzeyinin hafif
dalgalandığını fark etti demir.Kaptana döndü ama kaptanda fark etmişti kafasını
salladı kaptan.Ama şimdilik izlemekten başka yapacakları bir şeyleri
yoktu.Birkaç dakika içinde akıntı geminin gittiği yöne doğru hızlanmıştı ve
dakikalar geçtikçe de garip bir şekilde gittikçede hızlanıyordu. Dolayısı ile
gemininde mevcut hızı artıyordu.Bu geminin salınımıda etkilemiş sallanması
hızlanmıştı.Yolculardan bazıları neler olduğunu anlamak için kaptan köşkünü
arıyordu.
-Sorun yok dedi kaptan arayan yolcuya,bir
deniz akıntısından geçiyoruz ,eğlenmenize bakın dedi sesini normal tutmaya
çalışarak.
Ancak bu konuşmadan sadece 5 dakika sonra
kaptanın ve yardımcılarını endişeleri korkuya dönüşmeye başlamıştı.Çünkü akıntı
hızla akan nehir biçimini almıştı,ne olduğuna bir yorum getiremeseler de bunun
hiç de normal olmadığı ve ileride bir tehlike olduğunu iç güdüsel olarak
bağırıyordu onlara.Kaptan ani bir karar verdi
-Tornistan akıntının ters yönüne tüm
makineler tam güç diye bağırdı makine dairesine ve dümeni hızla çevirme emri
verdi dümenciye.Gemi dümeni tüm hızıyla döndürüldü.Motorlar tam güç
çalışıyordu.Gemi tam bir U dönüşü yapıyordu.Ancak bu dönüş akıntının hızı
yüzündende gemiyi normaldan daha fazla yatırmış ve yolcular arasında panik
oluşmasına yetmişti.
Gemi büyük bir uğultu ile U dönüşünü
tamamladı.Ama bu dönüş ,akıntı hızının dahada arttığı bir noktaya gemiyi
çekmesinide engel olamamıştı. Şimdi gemi akıntı yönüne tersini dönmüş geldiği
yöne doğru tam yol ilerliyordu,ama gemi aynı yerde sayıyordu sanki Kaptan
bağırdı;
-Makine dairesi tam yol dedim,tam yol
ileri makinelere tam güç verin
-Kaptan tam güç deyiz.Motorların uyarı
ibreleri şuan Kırmızı bölgeye girmek üzere diye bağırdı gemi
mühendisi.Kaptan köşkündeki hareketlilik had safhadaydı.
Aysu geminin U dönüşü sırasında korkmuş ve
yeni eşini aramak için telaşla kamarasından fırlamıştı.Kapalı yerden güverteye
koşarak çıktı.Yolcularda güvertedeydi ve kenardan denize bakıyorlardı.Kalabalık
arasından korkuluklara doğru kendine yer açtı Aysu ve dehşet içerisinde kaldı
birden bire. Korkunç bir görüntüydü bu. Akıntı hızı çok bariz olarak belliydi.Bu
akıntıda gemi yanlara yatıyor ve motor gürültüleri duyulduğu halde yerinde
sayıyordu. Aysu hemen kaptan köşküne yöneldi. Ölse bile sevdiği,ait olduğu
adamın yanında ölmek isterdi.Gemi güvenliği kaptan köşküne kimseyi
bırakmıyorlardı.Tabi 2.kaptanın eşinide durduramazlardı. Aysu hızla çıktı
merdivenleri.Demir onu gördü,telaşını teskin etmeye çalıştı.
-Kenarda dur güzelim,halletmeye
çalışıyoruz.Sen sakin ol.Aysu başını salladı.Kaptan köşkünden durum daha net ve
denizin kabarıklığı daha korkunç gözüküyordu. Sanki tüm deniz bir yere doğru
hızla akıyor,dökülüyordu.
Geminin yerinde sayması yavaş yavaş,akıntı
yönüne çekilmesine dönmeye başlamıştı.Gemi motorları kırmızı bölgeye girmiş ama
akıntının gücünü kırmaya yetmemişti.Gemi sürükleniyordu.Kaptan dürbünle
akıntının gittiği yöne bakıyordu.Birkaç kilometre ilerde çok büyük bir nem
tabakası görünüyordu ve gemi o yöne doğru gittikçe artan bir hızla
sürükleniyordu.Gittikçe artan ürküntü veren, bir uğultuyla birlikte
Birden geminin iki motorundan biri
durdu.Motor yanmıştı.Bu geminin sürüklenme hızını derhal arttırmıştı.Yapacak hiç
bir şey yoktu.Gemi gidiyordu. Aysu Demirin yanına geldi ve ona sarıldı.Demir onu
kollarmış gibi sardı koluyla onu.İkisinin de gözleri yaklaştıkları o büyük nem
bulutuna doğru biraz hüzünle takılmıştı.
-Ne kadar kısa olursa olsun.Seni çok
sevdim Demir dedi Aysu.Seninle her an zevkti.Burada ne olursa olsun ölsek bile
,diğer yaşamda beraberiz sonsuza kadar eşinim canım dedi Aysu sarıldığı erkeğin
gözlerine sevgiyle bakarken.
-Demirde gözlerini ufuktan çekmiş.Belkide
şu kalan birkaç dakikayı eşinin gözlerindeki sevgiyle doldurmak ister
gibiydi.Sakindi demir kaderine razıydı.Yeterki cennette dahi Aysu'su yanında
olsun.Zaten birgün ölmeyeceklermiydiki.ha şimdi ha 20-30yıl sonra.Ölmeyen
varmıydı ki sanki. Demir sakindi ve sanki başlarına gelecek değil kısada olsa
ayrılacaklarının hüznünü yaşıyor gibiydi.
Gemi 2-3 km çapında çok büyük devasa bir
girdaba giriyordu.Denizin tüm suyu buraya çekiliyordu.Kaptan anons yaptı;
-Herkes kamaralarına girsin.Görevlilere
de; geminin tüm kapılarını kapatma emrini verdi.Gemi batsa bile içeriler su
almayacaktı.Kaptan yaşama şanslarının hiç olmayacağını biliyordu.Böyle bir
çekime hiç bir gemi dayanamazdı.Sadece refleks olarak emrini vermişti.Gemi Dönen
girdabın içerisinde küçük bir oyuncak gibiydi. Hızla dönen girdapta kontrollü
bir şekilde gemi döndü,döndü ve merkeze doğru sürüklenip,gömüldü.
************************
BÖLÜM 4
|