BERMUDA     ŞEYTAN     ÜÇGENİNDE    BİR    AŞK

Anasayfa    Starloves Tanıtım   İletişim

2.yazım olan bu kitapda gene daha önce benzeri işlenmemiş bir konu ve sonuç vardır.Bu sonuç kitapta dahi basılmayacak ve noterde olan sonucu, tahmin etmeniz istenecektir. Bu tahmini bulan/bulanlar (ki hiç sanmıyorum:))arasında çekilecek kurada .......................... verilecektir ;))

Bu miktar; kitap satışı ve sponsorluk durumlarına göre en yüksek seviyede olacaktır.SPONSORLUK İÇİN ARAYINIZ

Bir yolcu gemisi,suları yara yara güzel bir havada denizde yol alıyordu.Hava aydınlık güneş parlaktı.Hafif esen rüzgar ılık ılık akıyordu güvertedeki güzel yüzlü uzun saçlı kızın yüzünden.Bir ara kalktı kız oturduğu yerden geminin üstünde sabah erken olduğu için yalnızdı.Temiz okyanus havasını ciğerlerine çekmek istemişti..Hava ve yolculuk mükemmeldi ve çok huzurluydu.Kız dalgın dalgın denizi seyrediyordu.Düşünüyordu,kendini yalnız hissediyordu.Güvendiği insanlar bu dünyadan ayrılmışlardı.Tanıdığı tanıştığı insanların iki yüzlülüklerin gördükçe insanlardan korkar,kaçar olmuştu yalnız olduğunda güvende hissediyordu kendini.Aşkı gerçek bir aşkı bilip bilmediğini bile bilmiyordu.Sevgiye sevmeye ve sevmeye, hele hele güvenle sevmeye ne kadar ihtiyacı olduğunu düşündü.Dünya ey dünya varmı üzerinde insan gerçek bir insan.ben özledim varsa gönder lütfen diye düşündü bir an genç kız

Kenarda korkuluklara dayanmıştı genç kız, o sırada bir bulut kümesi göründü gemi yavaş yavaş o sise doğru yol alıyordu.Dalmıştı genç kız.

Gemi yavaş yavaş giriyordu o sis kümesine,kız o sırada geminin gerisine doğru yürümeye başladı.Birden bir şimşek çaktı sanki. Kızın başı döndü ve yere düştü. Sisin rengi grileşmişti, korkan gözlerle bakıyordu kız.Bir gariplik vardı. Sanki ,geminin seside kısılmıştı hiç ses yoktu denizin sesi bile yoktu.

Az sonra sis dağılmaya başladı,grilik beyazlığa döndü ve beyazlık da açılmaya başladı;Kızın gözleri büyüdü şaşkın şaşkın ne olduğunu anlamaya çalıştı önce..yerdeydi ama geminin güvertesindeki yerde değildi.Bir kumsaldaydı .Altın gibi parlayan bir kumsal.Romanlardaki ıssız adaya benzeyen palmiyeler muz ağaçları ile dolu bir kumsaldaydı.Ne olduğunu anlamaya çalıştı önce neler oluyordu.bir anlam veremiyordu.Ne olmuştu da gemiden buraya gelmişti bir anda.Işınlanmıştı sanki?Ama içinde neden bir korku yoktu.Şaşkınlık evet ama bir korku yoktu.Acaba öldüm mü diye düşündü kız.Ama yok yaşadığını hissediyordu.Ne olduysa o bulutta oldu dedi genç kız ve kıyıdan içeriye doğru yürümeye başladı.

Az içerde bir küçük pınar vardı çok güzel bir görüntüydü.eğildi ve içti.Suyu içince birden bir gariplik hissetti.Sanki bir abı hayat çeşmesi idi saçları daha parlamış yüzü daha bir gerilmiş gücü daha bir artmıştı sanki.İçerilere doğru yürümeye bir yaşam aramaya çalıştı genç kız

*******

O sırada gemide bir gelişme daha oluyordu.Nöbeti devralmaya giden kaptan yardımcısı,gemi buluta girerken genç kızın düştüğünü görmüş ve hızla ona doğru yardım etmek için koşmaya başlamıştı.Ama sis hızla artmış ve o koşu sırasında nemden oda kaymış ve hızla genç kızın yönüne doğru kaymıştı.Bir anlık düşme ve aynı şeyler onunda başına gelmişti.Oda bir tepedeydi,tepe kıraçtı.ama her yere hakim bir yerdeydi ,kenara doğru yürüdü ve denizi gördü.Şaşkın şaşkın neler olduğunu anlamaya çalıştı önce ,sonra diğer uca gitti.Bir adada idi burası. Geniş bir ada ,yeşil bir ada.

Tepeden aşağı doğru yürümeye başladı.Adayı araştırmak zorundaydı.Yiyecek ve su ararken hala neler olduğunu çözmeye çalışıyordu.Az sonra sık ağaçların arasına girdi ve  meyve ağaçlarından meyve toplayıp karnını doyurdu.Yiyecek sorunu yok diye düşündü adam ama su bulmalıydı. Yürümeye devam etti.Az sonra genç kızın bulduğu kaynağı gördü.Sevinçle koştu sudan içti.Çok güzel bir suydu bu, birden vücudunda bir gerilme bir kuvvet hissetti.Suda çok güzel mineraller var herhalde diye düşündü,eğildi tekrar içti.Birden suda bir yüz gördü.Kocaman gözlerle kendisine bakıyordu.Bu bir kadındı.Adam sudan başını kaldıramıyordu.Çünkü suda görülen akis sanki bir hayaldi,sanki ölmüştü de cennetteki bir huridi bu. Yavaş yavaş kaldırdı kafasını baktı evet evet bu bir kadındı harikulade bir güzellikte gencecik bir kızdı bu. Şaşkın şaşkın bakıyordu kız ona.Ama oda o kadar şaşkındı ki.Kızın şaşkınlığı birinin daha bu adada olması değildi.Ne kadar güzel biri diye bakıyordu.Sanki bu adada olması garip degildide o adamın güzelliği garipti.Her ikiside birbirlerine büyülenmiş gibi bakıyorlardı.sanki donmuştu zaman ne düşünebiliyorlardı ne de bakışmayı kesebiliyorlardı

-Merhaba dedi adam önce. sen sen kimsin

-Merhaba dedi titreyen bir ses tonu ile kız ben hiçbir şey bilmiyorum gemideydim şimdi buradayım.

-Adam hatırlamıştı bu o gemide düşerken gördüğü kızdı.Ne kadarda güzelmiş diye düşündü adam.

-Kız sanki anlamıştı onun düşüncelerini yanakları pembe pembe olmuştu kızın .Bu onun güzelliğine güzellik katmıştı sanki.

-Adam hala bakıyordu ve ne olduysa o buluta girdiğimizde oldu dedi.Bir tür boyut atlaması yaşamış olmalıyız ve bende nerde olduğumuzu bilmiyorum,ama gece için bir barınak bulmalıyız dedi kıza.

-Kız başını salladı,biraz topladı kendini ve indi kayanın üstünden , adamın yanına geldi.Gülümsedi.Ama yok sanki gülümsemedi bir güneşi doğurdu.

,Adam şaşkındı hala.Silkindi önce ve hadi dedi takip et beni bir yer bulalım.

*************************************************

1saatlik yürüyüşten sonra bir mağara gördüler,bir tente gibi uzanmış bir kaya çıkıntısı idi bu.Adam hemen palmiye yapraklarını topladı.onlarla bir tür örtü yaptı kapattı mağarayı .Mağaranın içi temiz bir kumluktu ve zemin yumuşaktı.Biraz daha muz topladı adam ve kızada ikram etti.İkiside şaşkındı hala ama garip bir huzur vardı içlerinde ve  böyle bir durumda olmalarına rağmen her ikiside bu huzura  bir mana veremiyordu.Az sonra karanlık basmaya başladı.Ufuktan ay görünmeye başlamıştı. Harika bir güzellikteydi ,hem de dolunaydı, etrafı aydınlatıyordu ayın ışığı.Her ikisinde birbirlerinin kim olduğunu  sormuş birbirlerini tanımışlardı ve her ikiside sanki hala o buluttaydılar .Neydi bu ,bir anlam veremedikleri bu huzur neydi, hala anlayamıyorlardı.

Ayın sakin deniz üzerindeki sarı görüntüsü her ikisinin güzelliğini sanki bir kat daha artırıyordu.Adam gözlerini bu güzellikten alamıyordu.Kızda aynı durumdaydı.

-Korkma dedi adam kıza,yanımda güvendesin,önce ben karşılarım her tehlikeyi dedi kızın korku hissetmesini istemiyordu yüreği..

-Korkmuyorum ki dedi kız..gerçektende zerre korku yoktu yüreğinde sanki cennete alınmış gibi hissediyordu.Gemide o düşündüğü sorunları korkuları endişeleri yalnızlığı sanki yok olmuş bir cevap gelmişti ,hemde hiç beklemediği bir anda ve zamanda....

Ceketini çıkardı adam ve kızın omuzlarına koydu .hadi dedi sen şöyle uzan ben nöbet tutarım rahat ol sen dedi adam

Gülümsedi genç kız ve içindeki o huzurla kenara kıvrıldı gülümseyerek uykuya daldı.

Adam gözlerini kızın harikulade güzelliğinden alamıyordu sanki.Kız uyurken onu seyretti.İçindeki hisler o kadar saf o kadar temizdi ki.Hayranlık belki daha doğru bir kelime olacaktı.Ayın o güzel hali ile kenara dayandı adam.Buldukları mağara az yüksekte ve güvenlikli bir yerdeydi.Birazda bunun rahatlığı ile uykuya daldı adamda.

**************************

-kreeek kreeek kreeeek

Gözlerini bu sesle açtı her ikiside.Önlerinde bir şempanze akşam topladıkları muzları yiyordu.Şempanzede onlara şaşkın şaşkın bakıyordu ne biçim bir tür olduklarını düşünüyordu belkide.Kız güldü sevinçle ,manzara çok hoştu.Adamda gülüyordu.

-Demekki adada yalnız değiliz dedi adam gülerek.Her ikiside bu dosttan hoşlanmışlardı .Dostta onlardan bir zarar gelmeyeceğini hissetmiş olmalı ki muzun birini onlara doğru atmıştı.

-Adıda dost olsun ne dersin dedi kıza adam,kafasını salladı genç kız evet dedi çok uygun bir isim gülerek ve şempanzeye doğru geldi başını okşadı

şempanze bu tavırdan hiç rahatsız olmamış bilakis zevk almıştı sanki.ağzını sonuna kadar açıp esnedi.

-Hadi dedi adam kahvaltımızı yapalım bizde, muzlardan yiyelim ve etrafı daha da araştırıp düzeltelim.Hatta ok filan yapıp balık bile avlayabiliriz

-Tamam dedi kız.Birlikte adayı dolaşmaya diğer tarafına yürümeye başladılar,şempanzede onları merakla takip ediyordu.

BÖLÜM 2                      SÜRPRİZ                        

İlerledikçe adanın harikulade yapısına hayran hayran bakıyorlardı.Belliki adaya hiç insan eli değmemişti en azından yıllardır.Her yer bakir ve parlaktı .Az sonra maviye benzer yaprakları olan bir ağaç kümesi gördüler.beyaz renkte meyveleri vardı,elma büyüklüğündeydiler ve dalları meyvelerin ağırlığından aşağılara doğru sarkıyordu.Şempanze onlardan önce ağaç'a tırmanmış ve meyvelerden yemeğe başlamıştı.

-Zehirli filan değil belli dedi adam.bir tane kopardı ısırdı....hııım tadı mayhoş ve çok güzel dedi ve yedi.Emin olunca da diğer meyveyi kıza uzattı

-Evet mükemmel bir tat ,benzerini hiç yemedim dedi kız ,adama gülümseyerek.Meyveden çok, önce adamın tadıp emin olduktan sonra ona uzatması hoşuna gitmişti kızın.

Her ikiside meyveyi yiyince tıpkı kaynak suyunu  içtikleri zamanki hali hissettiler kendilerinde.Bu adadaki her şey çok güzel çok faydalıydı . Yürümeye devam etti üçlü grup.Maymunun onlarla gelmesi onlarında hoşuna gidiyordu.Sanki rehberlik ediyordu şempanze onlara.

Biraz daha ilerlediler ve önlerine küçük bir çay çıktı ,geldiği yöne doğru gidiyordu şempanze ,arada bir arkasına bakarak.Sanki onlarında geldiklerinden emin olmak ister gibiydi.Kafası ile işaret etti adam kıza,devam edelim diye.Biraz ilerlediklerinde ise korku ile durdular.Tam karşılarında su içen büyük bir kaplan vardı.Adam hemen kızın önüne geçti ve yavaş yavaş ,geri geri çıkalım dedi.Ama kaplanda kafasını çevirmiş  ve onları görmüştü.Ama bir gariplik vardı.Şempanze onların önündeydi ve durmamış kaplana doğru yürümeye devam etmişti.Adam durdu ama kolu ile kızı gerisinde tutmaya devam ediyordu.Şempanze kaplana doğru yürürken kaplanda sanki onu tanımış gibi sakin sakin bekliyordu.

-Merhaba nasılsın bak,bunlar yeni dostlarımız dedi şempanze.

İkiside donmuş,gözleri fal taşı gibi açılmış ve neler olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.Şempanzede onların bu şaşkınlığına gülüyordu ağzını geniş gene açarak  kreek kreeek. sonra onlara doğru yöneldi ve

-Korkmayın dedi bizden size bir zarar gelmez.Az önce konuşmadım çünkü sizi tanımaya çalışıyordum.Anladımki sizdende bize zarar gelmez dedi gülümseyerek.

-Peki , ya o kaplan dedi işaret ederek adam .

-omu onun adı kaplanmı biz ona obur deriz.o kadar çok meyve yerki dedi gülerek şempanze.

-Meyvemi diye sordu adam .ama kaplanlar meyve değil et yer.

-Tiksinir bir pozla cevap verdi şempanze nee et'mi ne biçim şey bu hiç et yenir mi.Aynı tepkiyi yüzünü buruşturan kaplanda yani obur'da vermişti.

-Çok değişik ve bilinmeyen bir yerde olmalıyız dedi adam kıza dönerek.Burada çok değişik bir yaşam oluşmuş olmalı.Herhalde bu garip kaza ile biz bir keşifte bulunuyoruz ama hala bunların konuşmasını anlamış değilim dedi.

-Gelin benle dedi obur sizi çok güzel bir yere götüreceğim.

Biraz çekinerekte olsa yürümeye başladı ikiside,şempanze dost da onlarlaydı.İlerledikçe doğal ortamda bir farklılık göze çarpıyordu yapraklar daha büyük ve yumuşaktı.Bazı değişik meyveler görünüyordu.ve her yer çimdi.Hafif bir yokuşa dönüşmüştü yol.Yukarı doğru gidiyorlardı.Biraz daha ilerlediklerinde ufak bir vadi gibi giden yola girmişlerdi.İlerledikçe ilerden su sesi gittikçe kuvvetlenerek geliyordu.

Az sonra önlerine küçük bir göl çıktı.yukarıdan ufak bir çağlayan bu gölü besliyordu.Kenarında kaplanın ailesi ve diğer şempanzeler vardı.Onlarda bu grubu görmüş ve merakla onlara doğru yönelmişlerdi.

-merak etmeyin dedi obur bunlar dost ,zararsız ve güzel yaratıklar.Kulağına eğilerek de yalnız neden et yediğimi sandı anlamadım,dedi eşine kaplan

-Hoş geldiniz dedi dişi kaplan ve yanındaki genç kaplanlar.Yanlarında şempanzelerde vardı.

Neye şaşıracaklarını şaşırmışlardı ikiside ne tepki vereceklerini ,ne konuşacaklarını bilemiyorlardı.Birbirlerinin güzelliği ,çevrelerindekilerin güzelliği ve yaşamın güzelliği,ikisine de ne yapacaklarını şaşırtmış öylesine akıyorlardı.

Ağaçlara doğru yürüdü grup,ağaçların altında çeşit çeşit meyve toplanmıştı.Davet etti şempanze onları;

-Buyrun tatları çok güzeldir.Evet değişik rengarenk bir meyve topluluğu idi bu.Hayatlarında görmedikleri bir çeşitlilikle önlerinde duruyordu.Hep birlikte yemeğe başladılar

-Adam burası nasıl bir yer diye sordu kaplana.Nerede barınabiliriz,hava sıcaklığı değişir mi kuvvetli kasırgalar varmı diye devam etti

Kaplan ve şempanze birbirlerine baktı.  Bunlar nedir diye sordu şempanze.

Kuvvetle esen rüzgardır dedi şaşırarak adam.

Burda öyle birşey hiç olmazki dedi kaplan biraz şaşkın bir yüzle.

Artık neye şaşıracağını neye cevap vereceğini şaşırmıştı adam.Pes dedi ,tüm mantığım artık iflas etti .Kızda ondan farklı değildi.neler oluyorsa oluyor dedi ama herşey öyle bir harika ki..

-Evet öyle.

****************************************

Aradan günler geçmişti.Kendilerine sazlardan bir barınak yapmışlardı.Su ve yiyecek sorunları yoktu.Bazen balık tutuyordu adam ve birbirine sürttüğünde kolayca ateş alan bir ağaçla ateş de yakabiliyordu.Rızk sorunları yoktu.Hava güzeldi deniz mükemmeldi ve yanındaki güzel kızla olmaktan öyle mutluydu ki adam.Güzelliğine hayrandı aynı zamandada huyuna, gülümsemesine ve olaylara bakış açısına ..Kızda ondan çok etkilenmişti.Güçlü ve becerikli bir erkekti,onun yanında daha güvende hissediyordu kendini ve güzel bir kıpırtı vardı yüreğinde .Utanıyordu ama bir şey akıyordu,onu sürüklüyordu sanki.Herşey öyle güzeldi ki ,bir rüya ise bu hiç uyanmak istemiyordu kız.

Şempanze onlara adayı gezdiriyordu.Ada mükemmel bir cennetti onlar için.Her yerde çok değişik meyveler ve otlar vardı.Yine bu keşif gezilerinden birinde adanın en yüksek yerine çıkmışlardı.Yol biraz dar ve yan taraf derinceydi.Genç kız temkinle yürürken adam onu kolluyor düşer  diye endişeleniyordu.Biraz ilerlediklerinde yol dahada daraldı.Şempanze alışkın olduğunu belli ediyordu.Rahat ilerliyordu.Adam kızın elini tuttu. Bir müddet böyle gidelim dedi.Kız hiç itiraz etmeden tutmuştu adamın güvenli elini.Sanki ateş gibiydi eli.Herhalde yürümekten sıcaktı.Ama bu çok farklı bir sıcaklı gibi geldi kıza.Terleme yoktu adamın elinde,Sıcacık bir eldi.Bir adlandırma yapamadığını fark etti kız.Bir müddet sonra zirvedeydiler. Zirve düzdü,yeşildi.Bir takim ağaçlar zirveye gölge vermişti.Denizin uçsuz bucaksız mavisi müthiş bir tablosal manzara yapıyordu sanki.360 derece uçsuz bucaksız bir düz çarşaf gibi bir mavilik.Şempanze ağacın tepesinde,ikiside büyülenmiş gibi bu harikulade manzarayı seyrediyorlardı. Ellerini bırakmamışlardı.Sanki hep yaptıkları bir şeydi.Farkında bile değillerdi,her şey o kadar doğal ve güzeldiki Göz göze geldiler bir an.Kızın yüzünde çok mutlu bir gülümseme vardı.Ferahlık ve güven içinde yüzüyordu kız.Adamda gülümsedi Gözlerindeki pırıltı güneşin pırıltısında bile fark ediliyordu.Bir anda manzaraya  olan hayranlıkları ,hayran bakışları birbirlerine dönmüştü bir anda.Ellerini bırakmadıklarını fark etti ikisi de bir anda.Adam saldı ,sımsıkı tuttuğu narin küçük eli.Ama kız tuttuğu eli bırakmamıştı.Adamın elinde bir güç kalmamıştı.Ama kız sanki bırakmamasını ister gibi elini bırakmadı adamın.Tekrar sıktı elini adam.Adamın yüzündeki gülümseme o kadar farklı ve safdı ki.Kız kalbinin hızla çarptığını fark etti,utandı bir anda ama eli genede bırakmak istemiyordu,bırakmadı.Başını gene masmavi ufuğa çevirdi.

O gece küçük mağaralarında yaktıkları ateş karşısında meyvelerini yiyor daha önceki yaşamları hakkında sohbet ediyorlardı. Kız Amerika'da okuyordu.Ailesi Türkiye'deydi.Gemi yolculuğunu da değişiklik olsun diye tatil programı arasında hesap etmişti. Başarılı bir Türk kızıydı.Adam ise Uluslararası kaptandı.Bu gemide 2.kaptan olarak yeni görev almıştı.Denizi seviyordu.Ama tek başına olmanın uzun seyahatlerinin bazen gerçekten çok uzun geldiğini anlattı kıza.İzmir'de yaşıyordu.Görev dışında evinde de yalnız yaşayan biriydi.Evlilik konusunda denemeler yaptığını ama mutluluğu bulamadığını anlattı kıza.Aşkın sevginin önemini, uyumun,huyların gerekliliği hakkında uzun uzun konuştular.Her şey ne kadar uyumluydu,sanki beyinleri, arzuları, beklentileri aynı idi.Gece ilerlemiş ateş sönmeye yüz tutmuştu.Adam birkaç kalın dal daha attı ateşe.Kız mağaranın köşesinde otların üstüne uzandı Adamda diğer köşeye.Ateşin kırmızı rengi mağarada çok hoş bir dalgalanma yapıyordu.Gözleri yattıkları yerden birbirine baktı

-iyi geceler diledi adam

-Sanada dedi kız.Sizede demiyordu artık.Adam gülümsedi,gözlerini çevirdi kızdan,rahatsız olmasını istemiyordu.Az sonra ikiside bu huzur dolu mağarada uykuya dalmışlardı.

Ertesi sabah,şempanze dostun meyve ve köklerden hazırladığı kahvaltıyı neşe içinde yaptıktan sonra.Deniz kıyısına indiler.Denizin mükemmel mavisi,çarşaf gibi dalgasız hali onlarda denize girme arzusu uyandırmıştı.

-Hadi dedi adam gülümseyerek bu güzel deniz keyfini kaçırmayalım.

-Evet dedi genç kız girelim.Adam üstünü çıkardı ve pantolonu ile denize girdi.

-Hem dedi elbiselerimiz yıkanmış olur dedi gülerek adam.Kızdada pantolon vardı.Üzerindeki kazağı çıkardı.Ama atletini çıkarmaya utandı.

Denizin güzel maviliğinde yüzüyorlar,şakalaşıyorlardı.İkiside iyi yüzücüydü.Daldılar denizin dibine.harikulade balıklar yeşillikler içerisinde nazlı nazlı yüzüyorlardı.Hiç görmedikleri bu iki canlıyı hiç de yadırgamış gibi durmuyorlardı.Denizin ıslattığı ve vücuda yapışan elbisesi içinde, kızın güzelliği ve dişiliği adamın kanını ateşliyordu.Tıpkı bir deniz kızıydı sanki.Az sonra gülerek eğlenerek kıyıya çıktılar.

-Ben dedi adam bir mızrak yapayım.Geceye balık partisine ne dersin

-oo mükemmeel diye bağırdı kız ellerini çırparak ,banada yap ve her ikisi birden kıyının az içerisindeki kargı yığınına doğru koştular.Az sonra iki kargı hazırlamışlardı, adam;

Hadi dedi kim daha fazla balık yakalayacak bakalım dedi kıza göz kırparak ve hızla denize doğru koştu.

-Aaa ama bu haksızlık sen önden koşuyorsun dedi kız, gülerek ve hızla adamın arkasından koştu.Ne kadar düz atletik bir vücudu olduğunu düşündü kız.

Tekrar denizin dibindeydiler ve gözlerine kestirdikleri balıkları avlamaya başladılar.Az sonra kıyıda tuttukları balıkları neşe içinde sayıyorlardı.Adam 4 tane ,kız 3 tane vurmuştu.

-Ben kazandım dedi adam.

-Hayır dedi kız, ben kazandım.seninkiler 4tane ama ufak benim 3 tane ama büyük nabeer.

-Hım dedi adam.Doğru söylüyordu kız ve kızın tuttukları dahada güzel görünüyordu.Güldü ve

-Haklısın dedi sen kazandın,ama bende kazandım.

-Nasıl oluyorki o öyle dedi kız merakla ve göz kırparak,

-Çünkü dedi adam ben bir tane daha tuttum ama kıyıda tuttum.Anlamamıştı kız şaşkın şaşkın soran gözlerle baktı adama,

Adam iki eliyle kızın omuzlarında tuttu sıkıca,

-Bak ben birde deniz kızı tuttum dedi bağırarak,e sen bir deniz adamı tutamayacağına göre,çünkü deniz kızı diye bir şey var ama deniz adamı diye bir şey yok dedi kahkahalar atarak.

-Yaa dedi kız seni kurnaaaz diye bağırdı kahkahaya eşlik ederek,görürsün sen deniz kızını şimdi diye adamı itti hızla.Ama adamın gücünden kurtulamamış ikiside kumlar içersinde kahkahalar içerisinde yuvarlanıyorlardı.Kız nefes nefese sırtı yerde kalmıştı.Adam bu yuvarlanmada kızın yanında kalmıştı.Kız bu sahneleri aşk filmlerinde seyrettiğini hatırladı.Aynısını kendi yaşıyordu şu an. Adamda şaşırdı bu oluşan duruma ve dayanamadı .Bu güzellik normal değildi.Her şey güzeldi ,ada güzeldi ,olanlar güzeldi ve kız öyle bir güzeldi ki.Dayanması olanaksızdı zaten ve otomatik bir makine gibi kızı öptü ,utanarak bir buse şeklinde öptü.Sonra başını çekti kızın dudaklarından ,göz göze geldiler tekrar ve bu seferki öpüş daha uzun ve daha bulutlarda uçurucuydu.

Gecenin karanlığında kumsalda yaktıkları ateş yüzlerini daha güzel yapıyordu.Gözleri daha güzel parlıyordu ikisininde.Kız ateşin kenarından kalktı.Kendisine şefkatle bakan her yiyeceği,önce kendi tadıp sonra kendisine uzatan.Her ağır işe atlayan bu adama aşık olmuştu.Sanki onu hep tanıyordu.Sanki hep hayatındaydı.Sanki hep onunlaydı ,onundu.Ya burada yanlız o olsaydı.Ne kadar güzel olursa olsun yalnız olmaktan korktu kız ve kalktığı yerden adamın yanına geldi.

-İyiki varsın dedi seni tanımak için, böyle bir şey başıma gelmesine hiç üzülmüyorum dedi ve çömeldiği yerden adamın yanına oturup, başını omzuna koydu.

-Başını tuttu kızın adam ,saçlarını okşadı ve iyiki sende varsın dedi iyiki sende benimlesin ve sanki herşey seninle tam oluyor bu adada.

Gülümsüyordu kız adamın sıcaklığı onu adeta uyuşturuyordu,sıkıca sarıldı güçlü koluna.Ateşin tatlı tatlı gelen ısısı her ikisininde kızaran yüzlerini dahada bir güzel gösteriyordu.

Kızın yanına sevgi ile sokulması adamı eritmişti adeta ,herşey bu kadar güzel nasıl olabilir diye düşündü.Düşünecek hiç birşey yoktu tereddüt edeceği birşeyde.Bu birkaç gün içindeki kızın ahlakı ve hali zaten onu aşık etmeye yetmişti ve sordu;

-Canım ..................

-Efendim................

-Benimle evlenirmisin

-........................

Duraksadı kız e peki dedi nasıl olacak b, kim kıyacak nikahımızı diye sordu şaşkın şaşkın.

-Yani bu evet mi demek oluyor dedi gülerek adam.Kız utanarak daha bir sıkı sarıldı adamın koluna ve evet evet evet dedi bu bir rüya ise bu rüyanın her güzel şeyini yaşamak istiyorum dedi kız gülümseyerek.

Eh dedi adam buradaki hayvanlar konuşabiliyorlarsa ,nikahımıza şahitlikte yaparlar ,düğüne de gelirler dedi gülerek. Sırtını ufak kaya parçasına dayamıştı adam.Kızı çevirdi göğsünde bir bebek gibi kavradı.Başını dahada soktu kız,sanki adamın yüreğine girmek istercesine ..gözlerini kapattı.

*********************************

Büyük bir kalabalık toplanmıştı.Şempanzeler, kaplanlar ,yavruları geniş bir meydanda toplanmışlar sevinç içinde oynuyorlar eğleniyorlardı.Ortada genç kız ile adam başlarında çelenk ile duruyorlardı.Gelinin başında çiçeklerden ,damat'ın başında ise yapraklardan bir çelenk vardı. İkisinin güzelliği, bu halleri ile adeta eski roma heykellerini andırıyordu.Görülmeye değer bir görüntüydü bu.Herkes sevinç ve huzur içerisindeydi.Adam elini kaldırdı ve herkesin susmasını işaret etti.Manzara, gülümseyen yüzlerle çok tatlı bir görüntü veriyordu.

-Ben bu bayanı  hayatımın sonuna kadar iyi günde kötü günde eşim olarak kabul ediyorum ve önünüzde tekrarlıyorum ki ,benimle evlenirmisin Aysu

-Evet demir,dedi Aysu gülümseyerek.

-Herkes şahit mi diye sordu demir.

-Kalabalık hepsi bir ağızdan evet şahidiz ve kutluyoruz diye bağırdılar .Uğultular sevinç çığlıkları arasında demir genç kızın alnından öptü ve sarıldılar birbirlerine.Artık , canımsın, kanımsın ,hayatımsın ,eksik kalan diğer yarımsın yani eşimsin diye fısıldadı kulağına demir. Evet diğer parçanım senin ve sende benim erkeğim, arkadaşım ,dostum, büyüğüm ve eşimsin dedi aynı fısıldama ile aysu.

Eğlence tüm hızıyla sürüyordu.Kalabalık gelinle damadı şempanzeler tarafından yumuşak ve taze otlarla doldurulmuş o küçük mağaraya doğru geçirdi. Basit sazdan kapıyı açtı demir ve kokulu çiçeklerle, otlarla doldurulmuş şahane bir koku ile dolmuş mağaralarına girdi her ikiside.

Kalabalık neşe içinde eğlence yerlerine dönerlerken,Demir Aysu'nun başındaki çelenk'i çıkardı önce gözlerini gözlerinden ayırmayarak.Sımsıkı sarıldı ,sanki et vücutları,erimiş enerji vücudu haline dönüşmüştü.sanki yıllardır aradıkları eşi,canı bulmuşlardı.Sanki o buluttaydılar hala ve sanki zaman durmuştu.İçmemişlerdi ama sarhoştular.Başları dönüyordu adeta.Bu ne cinsellikle ne sevgiyle nede başka bir şeyle açıklanabilirdi.Bu her ikisinde hissettiği şey Aşk'dı ...gerçek aşk.Bermuda şeytan üçgeninde bir aşk

...................................................                   

                     BÖLÜM 3                        

Karanlık ve puslu bir ışık görüyordu demir.Aysu ile uykuya daldıklarını hatırlıyordu en son.Birbirlerine sımsıkı sarılmışlar,tenlerinin sıcaklığında uykuya dalmışlardı.Ama şimdi her şey bulanıktı .Gözlerini açmaya çalışıyordu açamıyordu demir.Gürültüler telaşlı konuşmalar duyuyordu.Kendini zorladı gözlerini açmaya gayret etti ama sanki çok ağır bir yük vardı üzerinde vücudu uyuşmuş gibiydi tüm gücüyle tekrar denedi

-Doktor Demir kaptanın gözleri kımıldıyor dedi kaptan.Geminin doktoru Aysu'nun başından ,demirin başına yöneldi,göz kapaklarını kaldırdı ve ışık tuttu,evet dedi kendine geliyor.

-Çok şükür dedi kaptan,kızın durumu nasıl.

İkisinide güvertede baygın bulan kamarotlar,onları revire taşımışlar ve hemen kaptanı çağırmışlardı.

Demirin önündeki sis perdesi açılmaya başlamış siluetleri daha net görmeye başlamıştı.Kalkmaya çalıştı

-Sakin ol hemen kalkma dedi doktor,geçmiş olsun dedi gülümseyerek

-Nerdeyim neresi burası aysu nerde diye şaşkın ve yarı baygın halde sordu demir

-Sakin ol revirdesin yanda yatan kıza doğru gittiğini görmüşler sonra sende düşmüşsün ve başını çarpmışsın ama önemli birşey yok ,kızında yok, ama sen adını nerden biliyorsun tanıyormuydun

Demir neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.Adada yaşadığı şaşkınlığın dahada fazlasını şimdi yaşıyordu.

O sırada kızda gözlerini açmaya başladı.Demir kalktı kızın başına geldi.Aysu Aysu,nasılsın kendine gel diye hafifçe sarstı.

Kız gözlerini açtı ve demir nerdeyiz biz diye sordu.

Kaptanla doktor birbirlerine baktılar.Bunlar birbirlerini tanıyormuş demekki,bizim kaptanda ne hızlı imiş diye göz kırptı birinci kaptan doktora.

-gemideyiz dedi demir.Demir olanları kavramaya başlamıştı.Ama kızın kendisine, demir diye seslenmesi onu gene şaşırtmıştı .Kız doğruldu,her tarafı uyuşmuştu sanki.Doktor onu tekrar muayene etti ve sizi kamaranıza alalım biraz dinlenin, ben sizi arada kontrol etmeye geleceğim dedi.

-Demir ne oldu adadan nasıl geldik buraya neler oluyor hepsi bir rüyamıydı ne oldu bize diye soru yağmuruna tuttu demiri.Demir daha da şaşırmıştı.Adayı ismini her şeyi biliyordu kız.Anlamaya çalışıyordu, neredeyse beyni çatlayacaktı.

-Aysu sen adayı oradaki hayvanları düğünümüzü hatırlıyormusun diye sordu şaşkın şaşkın.

-evet dedi Aysu ya sen?

-evet ama biz bayıldıysak ve rüya gördü isek her ikimiz aynı rüyayı nasıl gördük nasıl yaşadıkki.Olamaz böyle bir şey.

-Sanırım travmanın bir etkisi bu, dedi doktor.Biraz sakin olun ve dinlenin.

İkisininde gözlerinde ,şaşkınlık hakimken, birazda sanki bazı şeyleri kaybetmiş olmanın hüznü vardı.

Demir Aysu'nun koluna girdi ve kamarasına götürdü.Kapıyı açtı ve içeri girdiler.Burada artık yalnızdılar.Karşılıklı oturdular ve adada olan her olayı birbirlerine anlattılar.Biri bir yere kadar anlatıyor,sonra kalan yerden diğeri devam ediyordu.

-Biz dedi demir bunları yaşadık.Hiçbir anlam ve mantıklı bir açıklama yapamasamda yaşadık.Ama ne olduysa nasıl olduysa olsun ben seni hala çok seviyorum aşkım dedi demir.Aysu da ona sarılarak evet dedi,benimde duygularımda değişen hiçbirşey yok.Adadaki aynı aşkım sevgim devam ediyor.Rüyada yaşamış olsakda  ne olur beni bırakma.

-Evet neler olursa olsun nasıl bir nikah kıydıysakta kıydık benim hala karımsın Aysu'm dedi demir ve sımsıkı sardı karısını.

-ve diye devam etti.Kaptanla konuşacağım bu nikahı gemidede kıyacağız.Zaten kaptanlardada bu yetki var dedi gülümseyerek demir,sen biraz uzan dinlen ben kaptanla konuşup geleyim dedi.

-hayır beni bırakma ya tekrar uyursam ya bunlarda rüya ise ,seni kaybetmek istemiyorum dedi telaşla ve sevgiyle Aysu.

Doğrusu bu olanların şaşkınlığından demirde bu endişeyi duyuyordu.Beyninde hiçbir mantık hücresi çalışmıyordu sanki.Ne yaparsa içgüdüsel yapıyordu.

-Peki dedi gülerek ,kendini iyi hissediyorsan beraber gidelim kaptan köşküne .

-Tabi iyiyim bak hatta dans bile edebiliyorum dedi sıçrayarak ve gülerek dans etmeye başladı

-Sen hala aşıksın dedi demir ve ona sevinçle eşlik etti.İkisini görmüş olsalardı başkaları,bu kazadan sonra herhalde delirdiler diye düşünürlerdi.

Az sonra ikiside Kaptanın yanındaydılar.Kaptana biz evlenmek istiyoruz kaptan dedi gülümseyerek biraz mahçup ,demir.Kaptanda şaşırmıştı ama oda gülümsedi babacan bir tavırla ve;

-eh dedi ben sizin kadar hızlısını da görmedim.Ama madem öyle geçin bakayım karşıma.O sırada teğmenin kulağınada bir şeyler fısıldamış teğmende hemen kaptan köşkünden çıkmıştı.

-Bu kızı hastalıkta ve sağlıkta  eşin olarak kabul ediyormusun

-bu soruyada her ikisinde evet cevabını hızlı hızlı verdiler.Öyle ya zaten evli değillermiydi.Zaten bu törenin en ilgincini, daha öncede yapmamışlarmıydı.

Kaptan teğmene verdiği emirle onlar için restoranda bir yemek hazırlatmıştı.Bu kadar hızlı bir nikaha bu kadar hızlı bir yemek hazırlığı yakışırdı.Restorandaki herkes bu güzel ve sürprizli nikahtan haz alıyordu.Herkesde garip bir huzur ve sakinlik vardı.

Yemekten sonra kamaralarına çekildi yeni evliler.

*************

Birkaç saat sonra kapıları çaldı.Demir yeni banyodan çıkmıştı.Kapıyı açtı,karşısında teğmen vardı

-Rahatsız ettiğim için çok özür dilerim,ama Kaptan sizi kaptan köşküne çok acele çağırıyor kaptan dedi.

Demir aceleyle giyinip,Aysu'yu öptü ,ben az sonra dönerim canım dedi.Malum görev.

Az sonra kaptan köşkündeydi Demir kaptan.Birinci kaptan düşünceli bir yüzle;

-Kaptan dedi. yaklaşık 3saattir deniz yüzeyinde gidiyoruz.Haritaya göre bazı kara parçalarını geçmiş olmamız gerekiyordu.Hatta dahada ilginçi şuan yol hızımız ve güneşe göre yönümüze bakarsak,şuan Amerika kıtasının 2-3kilometre içindeyiz,yani karada olmamız lazım şuan,dedi garip bir yüz ifadesi ile.Demir kaptanda şaşırmıştı.Neydi bu olanlar bir anlam veremiyordu.Demir O kendilerini kaybettikleri,yada daha doğrusu buldukları o buluttan sonra başlarına gelenler ve şimdiki durum.Acaba bağlantı neydi.

Hiç bir şey anlamıyorum dedi Demir.Ama madem böyle bir durum oluştu benimde size bazı anlatacaklarım var.Eğer böyle bir garip durum oluşmuş olmasaydı,bize deli diyeceğiniz için, hiç anlatmazdım dedi ve tüm olanları oradakiler anlattı.

O anlattıkça hepsi garip bir şaşkınlıkla anlattıklarını dinliyordu.Bu öyle bir hikaye idiki,,düzgün ve bazen akıcı giden şekliyle uydurulacak bir şey değildi sanki. Demir ;işte Aysu'nun ve benim güverteden önce hiç birbirimizi tanımadığımız halde revirden kalkıp,huzurunuzda evlenme istememizin sebebi de buydu dedi.

Kaptan şaşkındı, şu anki durumu,Demir kaptanın başına gelenlerden pek de farklı değildi.

-Ne yapmamız gerektiğini kestiremiyorum.Hiç bir telsiz mesajımıza cevap yok.Yolcularda dahil kimsenin cep telefonu çalışmıyor.En kuvvetli dürbünlerimiz dahi ufukta denizden başka bir şey göstermiyor,sanki başka bir dünyadayız ve her yer deniz,dedi kaptan endişe ile.En kötüsü ise ne rotamız nede ne yapacağımız hakkında en küçük bir fikrimiz dahi yok.

-Rotamızdan sapmış  olamazmıyız diye  sordu Demir kaptan.

-Hayır bilgisayarlar hariç el ile de 2 kere kontrol ettirdim.hiçbir sapma yok ,şuan Amerika'dayız ve 5 km daha içeri girdik dedi başını önlerindeki ufuk çizgisine doğru çevirerek.

-Yolcular durumun farkında mı diye sordu demir.

-Hayır ,cep telefonlarının da okyanusta çekmeyeceğini düşündüklerinden,durumun farkında değiller.

Yapılacak hiç bir şey yoktu.Ancak yakıtları da daha ne kadar daha gitmelerine müsaade edecekti ki.

Biraz sonra deniz yüzeyinin hafif dalgalandığını fark etti demir.Kaptana döndü ama kaptanda fark etmişti kafasını salladı kaptan.Ama şimdilik izlemekten başka yapacakları bir şeyleri yoktu.Birkaç dakika içinde akıntı geminin gittiği yöne doğru hızlanmıştı ve dakikalar geçtikçe de garip bir şekilde gittikçede hızlanıyordu. Dolayısı ile gemininde mevcut hızı artıyordu.Bu geminin salınımıda etkilemiş sallanması hızlanmıştı.Yolculardan bazıları neler olduğunu anlamak için kaptan köşkünü arıyordu.

-Sorun yok dedi kaptan arayan yolcuya,bir deniz akıntısından geçiyoruz ,eğlenmenize bakın dedi sesini normal tutmaya çalışarak.

Ancak bu konuşmadan sadece 5 dakika sonra kaptanın ve yardımcılarını endişeleri korkuya dönüşmeye başlamıştı.Çünkü akıntı hızla akan nehir biçimini almıştı,ne olduğuna bir yorum getiremeseler de bunun hiç de normal olmadığı ve ileride bir tehlike olduğunu iç güdüsel olarak bağırıyordu onlara.Kaptan ani bir karar verdi

-Tornistan akıntının ters yönüne tüm makineler tam güç diye bağırdı makine dairesine ve dümeni hızla çevirme emri verdi dümenciye.Gemi dümeni tüm hızıyla döndürüldü.Motorlar tam güç çalışıyordu.Gemi tam bir U dönüşü yapıyordu.Ancak bu dönüş akıntının hızı yüzündende gemiyi normaldan daha fazla yatırmış ve yolcular arasında panik oluşmasına yetmişti.

Gemi büyük bir uğultu ile U dönüşünü tamamladı.Ama bu dönüş ,akıntı hızının dahada arttığı bir noktaya gemiyi çekmesinide engel olamamıştı. Şimdi gemi akıntı yönüne tersini dönmüş geldiği yöne doğru tam yol ilerliyordu,ama gemi aynı yerde sayıyordu sanki Kaptan bağırdı;

-Makine dairesi tam yol dedim,tam yol ileri makinelere tam güç verin

-Kaptan tam güç deyiz.Motorların uyarı ibreleri  şuan  Kırmızı bölgeye girmek üzere diye bağırdı gemi mühendisi.Kaptan köşkündeki hareketlilik had safhadaydı.

Aysu geminin U dönüşü sırasında korkmuş ve yeni eşini aramak için telaşla kamarasından fırlamıştı.Kapalı yerden güverteye koşarak çıktı.Yolcularda güvertedeydi ve kenardan denize bakıyorlardı.Kalabalık arasından korkuluklara doğru kendine yer açtı Aysu ve dehşet içerisinde kaldı birden bire. Korkunç bir görüntüydü bu. Akıntı hızı çok bariz olarak belliydi.Bu akıntıda gemi yanlara yatıyor ve motor gürültüleri duyulduğu halde yerinde sayıyordu. Aysu hemen kaptan köşküne yöneldi. Ölse bile sevdiği,ait olduğu adamın yanında ölmek isterdi.Gemi güvenliği kaptan köşküne kimseyi bırakmıyorlardı.Tabi 2.kaptanın eşinide durduramazlardı. Aysu hızla çıktı merdivenleri.Demir onu gördü,telaşını teskin etmeye çalıştı.

-Kenarda dur güzelim,halletmeye çalışıyoruz.Sen sakin ol.Aysu başını salladı.Kaptan köşkünden durum daha net ve denizin kabarıklığı daha korkunç gözüküyordu. Sanki tüm deniz bir yere doğru hızla akıyor,dökülüyordu.

Geminin yerinde sayması yavaş yavaş,akıntı yönüne çekilmesine dönmeye başlamıştı.Gemi motorları kırmızı bölgeye girmiş ama akıntının gücünü kırmaya yetmemişti.Gemi sürükleniyordu.Kaptan dürbünle akıntının gittiği yöne bakıyordu.Birkaç kilometre ilerde çok büyük bir nem tabakası görünüyordu ve gemi o yöne doğru gittikçe artan bir hızla sürükleniyordu.Gittikçe artan ürküntü veren, bir uğultuyla birlikte

Birden geminin iki motorundan biri durdu.Motor yanmıştı.Bu geminin sürüklenme hızını derhal arttırmıştı.Yapacak hiç bir şey yoktu.Gemi gidiyordu. Aysu Demirin yanına geldi ve ona sarıldı.Demir onu kollarmış gibi sardı koluyla onu.İkisinin de gözleri yaklaştıkları o büyük nem bulutuna doğru biraz hüzünle takılmıştı.

-Ne kadar kısa olursa olsun.Seni çok sevdim Demir dedi Aysu.Seninle her an zevkti.Burada ne olursa olsun ölsek bile ,diğer yaşamda beraberiz sonsuza kadar eşinim canım dedi Aysu sarıldığı erkeğin gözlerine sevgiyle bakarken.

-Demirde gözlerini ufuktan çekmiş.Belkide şu kalan birkaç dakikayı eşinin gözlerindeki sevgiyle doldurmak ister gibiydi.Sakindi demir kaderine razıydı.Yeterki cennette dahi Aysu'su yanında olsun.Zaten birgün ölmeyeceklermiydiki.ha şimdi ha 20-30yıl sonra.Ölmeyen varmıydı ki sanki. Demir sakindi ve sanki başlarına gelecek değil kısada olsa ayrılacaklarının hüznünü yaşıyor gibiydi.

Gemi 2-3 km çapında çok büyük devasa bir girdaba giriyordu.Denizin tüm suyu buraya çekiliyordu.Kaptan anons yaptı;

-Herkes kamaralarına girsin.Görevlilere de; geminin tüm kapılarını kapatma emrini verdi.Gemi batsa bile içeriler su almayacaktı.Kaptan yaşama şanslarının hiç olmayacağını biliyordu.Böyle bir çekime hiç bir gemi dayanamazdı.Sadece refleks olarak emrini vermişti.Gemi Dönen girdabın içerisinde küçük bir oyuncak gibiydi. Hızla dönen girdapta kontrollü bir şekilde gemi döndü,döndü ve merkeze doğru sürüklenip,gömüldü.

************************

                     BÖLÜM 4                         gerisi kitapta ... sponsorluk için lütfen iletişimden kontak kurunuz..bekliyoruz:))

Anasayfa    Starloves Tanıtım   İletişim

Bu site www.efuar.org üyesidir